Loading...

Yol ve Paslı Son

İstanbul Modern’de Fotoğraf Galerisi’nde Murat Germen’in “Yol”, otopark alanında Thomas Radbruch’un “Paslı Son” sergileri açılıyor

“Yol”: İki taraf arasındaki araf, Araba mezarlıklarındaki “Paslı Son”

26 Mayıs- 19 Eylül 2010

İstanbul Modern, 26 Mayıs’ta Fotoğraf Galerisi’nde Murat Germen’in “Yol”, otopark alanında ise Alman fotoğrafçı Thomas Radbruch’un “Paslı Son” başlıklı sergilerini açıyor.

Küratörlüğünü Engin Özendes’in yaptığı Murat Germen’in “Yol” başlıklı sergisi, izleyiciyi “yol”un yaşamın pek çok alanında kullanılan farklı anlamları üzerinde düşünmeye ve keşfetmeye çağırıyor. Murat Germen, yaşamanın farklı yolları olduğu gibi, bu sergide hiç bir fotoğrafın birbirine benzemediğini vurguluyarak, fotoğraflardaki bu farklılığın, insanların hayatının çeşitli dönemlerinde karşılarına çıkan ayrımlarda izledikleri “yol”lardaki farklılıklara işaret ediyor. Sergi alanına serpiştirilmiş “Yol seçimdir, Yol tavırdır, Yol beklentidir, Yol çeşitliliktir, Yol başlangıçtır, Yol çaredir, Yol öğrenmektir, Yol şaşırtır, Yol öncüdür, Yol kaçıştır, Yol tekinsizdir, Yol oyundur, Yol rastlantıdır, Yol davadır, Yol tecrübedir, Yol süreçtir, Yol ümittir, Yol esrarengizdir” gibi yazılar aracılığıyla izleyiciyi, belki her an yaşadığı yola çıkma eylemine başka bir açıdan bakmaya çağırıyor. Çeşitli coğrafyalara, kültürlere, ülkelere seyahat eden Murat Germen “yol”da olmayı seviyor. “Yol”u iki taraf arasındaki “araf” olarak nitelendiren sanatçı, “devamlı bir yolda olma hali” ve “aydınlanma” düşlüyor.

Alman fotoğrafçı Thomas Radbruch, İstanbul Modern’in otoparkında yer alacak olan “Paslı Son” başlıklı sergisinde, dünyanın çeşitli ülkelerindeki araba mezarlıklarından çektiği fotoğraflarla hem geçmişin hem de bugünün öyküsünü aktarıyor. Küratörlüğünü Engin Özendes’in yaptığı sergide, 26 yapıt yer alıyor. Thomas Radbruch, “eskimiş modalardan bir tür asaletin ortaya çıktığını” belirterek, fotoğraflarındaki terk edilmiş otomobillerin “Eski Roma’da emekliye ayrılınca bahçeleriyle uğraşan politikacılar gibi zamanla aşınıp eskidiklerini” vurguluyor: “Gösterişli krom kısımlar gökyüzünü yansıtan sessiz aynalara dönüşür. Kafataslarını andıran görmeyen farlarıyla eski zamanlardan kalma bir Memento mori’yi, ölümü akla getirirler. Amblemleri eski şampiyonların cam vitrinlerindeki kupalar gibi yeniden belirir durur. Sarhoş yanmalı motorların hırslı, gözü dönmüş kükreyişi ve lastiklerin gıcırtısı artık kesilmiştir, bu yüzden uzak yerde huzur hüküm sürer.”

İstanbul Modern Sanat Müzesi’nde Murat Germen ve Orhan Cem Çetin yönetiminde gerçekleştirilen Çağdaş Fotoğraf Serileri söyleşi dizisinde bu ay, Murat Germen’in “Yol” ve Thomas Radbruch’un “Paslı Son” başlıklı sergileri ele alınacak. Söyleşi, 29 Mayıs Cumartesi saat 16.00-18.00 arasında İstanbul Modern Sinema’da izlenebilir.

14 metrelik “Şark Ekspresi”

Sergide 14 m x 80 cm boyutlarında Murat Germen ve Elif Ayiter (Second Life®’daki adı ile Alpha Auer) tarafından ortaklaşa üretilen “Şark Ekspresi” yer alıyor. “Şark Ekspresi” birinci hayatımız olan gerçek hayatı Second Life® ortamı, yani sanal bir ikinci hayat ile bir araya getirmeyi; önyargılar, şovenizm ve bağnazlıktan mahrum “bir-buçuk-hayatlık” bir boyut oluşturmayı amaçlıyor. Eser, Murat Germen tarafından çekilen “gerçek” bir panoramik “Şark Ekspresi” fotoğrafının üzerine, Second Life® ortamında Elif Ayiter’e ait 4 adet avatar’ın görüntülerinin monte edilmesi marifetiyle iki dünyayı birleştiriyor. Elif Ayiter tarafından yaratılan bu kişiler, Murat Germen’in kurgusunu yaptığı ve Doğu’dan Batı’ya doğru gerçekleşen tuhaf bir yolculuğun öykülendirilmesinde önemli roller oynuyor. Dünyaca ünlü Şark Ekspresi’ne İstanbul’dan binmekte olan insanların öngörülmedik çeşitliliği, Doğu’ya açılan önemli kapılardan birisi olan bu mistik kentin beklenmedik derecede afallatıcı, yaratıcı ve öncü potansiyelini aktarmayı amaçlıyor.

Murat Germen

İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Kent Plancılığı lisans (1987) ve Fulbright burslusu olarak gittiği Massachusetts Institute of Technology’den (MIT) Mimarlık yüksek lisans derecesini (1992) Amerikan Mimarlar Birliği (AIA) Altın Madalyası ile aldı.

Aralarında İKSV, İstanbul Modern, Yapı Kredi Yayınları, Siemens, Koç Holding, Link McCann Erickson, The Designory, Norman Foster & Partners, Young&Rubicam Reklamevi, Medina&Turgul DDB, Rafineri, Swissôtel, Boyner, Ağa Han Mimarlık Ödülleri ve Tarih Vakfı’nın bulunduğu çeşitli kuruluş ve ajanslara çok sayıda fotoğrafik çalışma yaptı.

Fotoğraf, mimarlık, multimedya tasarımı, kent planlaması, sanat ve bilgisayar destekli tasarım konularında birçok basılı ve online yayını olan Germen, aynı konular üzerinde üniversitelerde ve SIGGRAPH, ISEA2009, Mutamorphosis, Towards a Science of Consciousness, CAe 2008-9, CAC2, EVA-London 2008-10, eCAADe, ASCAAD gibi sempozyum ve konferanslarda çalışmalarını sundu.

Bilkent, Yeditepe, İTÜ, Yıldız, ve Bilgi üniversitelerinde multimedyaya giriş, temel tasarım, bilgisayar destekli tasarım, arayüz tasarımı gibi dersler vermiş olan Germen, halen Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nde fotoğrafçılık ve görsel iletişim tasarımı dersleri veriyor.

Türkiye, Amerika, İtalya, Almanya, İngiltere, Meksika, Portekiz, Özbekistan, Yunanistan, Japonya, Rusya, İran, Hindistan, Fransa, Kanada, Bahreyn’de olmak üzere yedi kişisel sergi açtı ve otuza yakın karma sergiye katıldı.

Murat Germen fotoğrafı ifade ve araştırma aracı olarak kullanan bir sanatçı, akademisyen ve mimardır.

Araba mezarlıklarında “Paslı Son”

Alman fotoğrafçı Thomas Radbruch, 26 Mayıs-19 Eylül tarihleri arasında İstanbul Modern’in otoparkında yer alacak olan “Paslı Son” başlıklı sergisinde, dünyanın çeşitli ülkelerindeki araba mezarlıklarından çektiği fotoğraflarla hem geçmişin hem de bugünün öyküsünü aktarıyor. Küratörlüğünü Engin Özendes’in yaptığı sergide,26 yapıt yer alıyor.

Thomas Radbruch, “eskimiş modalardan bir tür asaletin ortaya çıktığını” belirterek, terk edilmiş otomobilleri şöyle anlatıyor: “Zayıflıklarından fışkıran “sanat” Thomas Mann’ın hastalık, ölüm ve sanat arasındaki karşılıklı görecelik teorisini doğrular. Bu yarışçılar sakin bir hayat için bir araya gelir ve ortaya natürmortlar çıkar. Onları bekleyen, doğaya dönüştür. Etkileyici işaretler ve yazılar, deşifre edilmeyi bekleyen gizli mesajlara dönüşür. Ancak tuhaf şeyler olmaktadır: Aslen tüm introspektif, meditatif hayatın mutlak zıddını sergileyen, her yerden büyük bir hızla uzaklaşmak anlamına gelen bu otomobiller şimdi kendilerine bir yuva bulmuşlardır ve kök salmaya başlarlar. ‘Efsane ile teknoloji arasındaki ayrımı’ küstah bir özentiyle kapatmaya çalışan bu yüzeyler, çürüme durumunda bile gereksiz bir güzelliğe gösterdikleri bağlılıkta neredeyse dokunaklı bir hal alırlar.”

Ölüm havasıyla dünyanın her tarafındaki meydanların ve sokakların atmosferini çürüten, kutsal mekanları çorak yerler haline getiren terkedilmiş arabaların, pas yapraklarıyla kaplandığını, böcek yuvalarına veya çürümeye adanmış, terk edilmiş tapınaklara dönüştüğünü belirten Thomas Radbruch, hafif dalgalanma hareketleriyle bir bağışlama duygusu uyandıran eğrelti otları ve yabani otların arasında sessizlik içinde olgunlaştıklarını, ölüler çürüdükçe onların hayat kazandıkları görüşünü dile getiriyor.

Thomas Radbruch, fotoğraflarındaki otomobillerin “Eski Roma’da emekliye ayrılınca bahçeleriyle uğraşan politikacılar gibi zamanla aşınıp eskidiklerini” vurguluyor: “Gösterişli krom kısımlar gökyüzünü yansıtan sessiz aynalara dönüşür. Kafataslarını andıran görmeyen farlarıyla eski zamanlardan kalma bir Memento mori’yi, ölümü akla getirirler. Artık büyük bir huzur vardır; hava basıncının kontrol edilmesine, kapıların kilitlenmesine, frenlere basmaya gerek yoktur. Amblemleri eski şampiyonların cam vitrinlerindeki kupalar gibi yeniden belirir durur. Sarhoş yanmalı motorların hırslı, gözü dönmüş kükreyişi ve lastiklerin gıcırtısı artık kesilmiştir, bu yüzden uzak yerde huzur hüküm sürer.”

Thomas Radbruch

1945’te Almanya, Lübeck’te doğdu, eğitimini Hamburg Fotoğraf Okulu’nda aldı. Kariyerinin başında foto-muhabir olarak çalıştı, röportaj, moda ve mimari fotoğrafları çekti. 1975’ten bu yana bağımsız fotoğrafçılık yapıyor, çektiği sanat fotoğraflarıyla pek çok uluslararası sergiye katılıyor. Berlin ve Lübeck’te yaşıyor.

Radbruch şu anda “Yaşayan Şehirler” başlıklı bir uluslararası projede çalışıyor, kentsel yapılarda hayatta kalmanın nabzını yakalamakla ilgileniyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

15 − 12 =

%d blogcu bunu beğendi: