Loading...
Fotoğraf Dersleri

Fotoğrafçılar için Sosyal Medya

Hiç bir fotoğrafçı, fotoğraflarını kapalı kutularda saklamak için deklanşöre basmaz. Hepimiz bin bir zahmetle çektiğimiz fotoğraflarımızı, mümkün olduğu kadar çok insanın görmesini isteriz. Eskiden bunun aracı gazeteler, dergiler ve sanat galerileriydi. Şimdi elimizin altında kolayca ulaşılabilen ve zaman dışında hiç bir ücret talep etmeyen onlarca sosyal ağ var. Halihazırda kişisel olarak aktif bir şekilde kullandığımız bu ağları iyi bir planlamayla, fotoğraflarımızın milyonlara ulaştığı güzel bir vitrine dönüştürebiliriz.

Görünür olmak, dikkat çekmek bizi daha iyi bir fotoğrafçı yapmaz elbet ama profesyonel anlamda var olmak istiyorsak, sosyal medya olmadan bunu başarmamız çok zor gözüküyor. İnternet’te bir adres sahibi olmanın önemini kavramış fotoğrafçılar için ilk adım kişisel bir web sayfası oluşturmaktır. Ancak milyonlarca insanın çevrimiçi olduğu, inanılmaz bir kalabalık ve karmaşanın hükmettiği İnternet dünyasında öne çıkabilmemiz için sosyal ağlarda da etkin olmamız gerekiyor. Bu ağlardaki hareketlerimiz, hem çevremizin gelişmesine yardımcı olacaktır hem de ismimizin arama motorlarında daha kolay bulunmasını sağlayacaktır.

Konu fotoğrafların sosyal ağlarda paylaşımı olunca, fotoğrafçıları en çok ürküten madde güvenliktir. Maalesef İnternet’e yüklediğimiz her fotoğraf çalınma potansiyeline sahip ve alacağımız hiçbir önlem bu ihtimali tamamıyla ortadan kaldıramaz. Açıkçası fotoğraflarımızın çalınmasını istemiyorsak yapabileceğimiz tek şey fotoğrafları paylaşmamaktır. Fakat burada sorulması gereken bazı sorular var: Sıradan bir kullanıcının fotoğraflarımızı kişisel bilgisayarında duvar kağıdı olarak kullanması bizim için çok önemli mi? Yoksa büyük bir firmanın fotoğrafımızı bizden izinsiz kullanması mıdır asıl sorun? İkinci koşulda o firmaya büyük meblağlarda tazminat davası açabileceğimizi unutmamak lazım. Bizi İnternet’ten ve sağlayacağı faydalardan uzaklaştıran bu hassasiyet gerçekten mantıklı mı? Ayrıca fotoğraflarımızı biraz kaba gösterse de filigran (watermark) kullanmak gibi bir seçeneğimiz daha var.

Sosyal ağlarda geniş bir çevre oluşturmak için öncelikle isminde de belirttiği gibi “sosyal” olmamız gerekiyor. Bizi takip eden ya da takip ettiğimiz kullanıcılar ile interaktif bir iletişim kurmalıyız. Bu da zaman ayırmak anlamına geliyor. Ünlü değilsek ve İnternet’ te daha önceden geliştirmiş olduğumuz bir ağımız yoksa ilk günden “fenomen” olmayı beklememek lazım. Bizi takip eden kişilerle gerçek bir bağ kurarak, samimi bir ilgi ile yavaş yavaş ağımızı geliştirebiliriz. Sadece bir hesap açıp, ayda yılda bir göz atarak bir ilerleme kaydetmek mümkün değildir. Fotoğraflarımızın kalitesi insanların bizi takip etmesi için çok iyi bir sebeptir ama tek başına yeterli değildir. Paylaşımlarımıza kişiliğimizi de katmamız gerekiyor. Sadece kendi fotoğraflarımızı değil, kamera arkası görüntülerimizi, fotoğrafa dair ipuçlarını, başka fotoğrafçıların çalışmalarını, okuduğumuz fotoğraf kitaplarının isimlerini ya da fotoğraflamak için ilginç mekan önerilerini de paylaşımlarımıza eklersek hesabımız daha ilginç hale gelecektir. Bilgi veren, ilham kaynağı olan, merak uyandıran hesaplar daha çok takipçi elde edecektir.


 

Hangi ağı kullanıyor olursak olalım bazı konularda özenli olmamız gerekiyor. Fotoğraflarımızı paylaşıyor olabilmemiz her fotoğrafı paylaşmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Yediğimiz yemeğin ya da içtiğimiz kahvenin fotoğrafları bizim düşündüğümüz kadar ilgi çekici olmayabilir. Küçük deklanşör farklılığı olan fotoğrafları ardarda sıralamak ne kadar gerekli? Başkasının fotoğrafı olsa “beğen”meyeceğimiz fotoğraflarımızı hiç paylaşmamak daha doğru olmaz mı? Fotoğraflarımızı, kendimizi unutturacak kadar az, bıktıracak kadar çok paylaşmamak da önemlidir. Günde 1 – 2 defa fotoğraf paylaşarak, yapılan yorumlara kısa da olsa cevaplar yazarak ve bizi takip edenlerin çalışmalarına da göz atarak güzel bir iletişim ortamı oluşturabiliriz.

Fotoğrafları etiketlemek de oldukça önemlidir. Bu sayede benzer ilgi alanlarına sahip yeni kullanıcılar tarafından keşfedilmemiz kolaylaşır. Takipçi sayısının fazla olması ve zamanla artması çok güzel hissettirir ama sayılara takıntılı olmamak gerekir. Egomuzu bir kenara bırakmalıyız. Bazen bizden kötü fotoğrafları olduğunu düşündüğümüz kişilerin daha çok takip ediliyor olması canımızı sıkabilir ama takipçi sayısının ne fotoğraflarımızın kalitesini ne de bizi tanımlamadığını unutmamalıyız. İnsanlarla kurduğumuz iletişim ve bizim bu süreçten eğleniyor ya da kendimizi geliştiriyor olmamız her şeyden önemlidir yoksa bir işe ya da göreve dönüşen sosyal medya, zamanımızı tüketen sıkıcı bir uğraş haline dönüşür.

 

A photo posted by Şebnem Köken (@sebnemkoken) on

İnternet’te paylaşım yapabileceğimiz onlarca platform olmasına rağmen vakit ayırabileceğimiz 2-3 ağa odaklanmak diğerlerini de bu ağlara bağlayarak otomatik paylaşım yapmak mantıklı olacaktır. Aksi halde ne fotoğraf çekmeye ne de uyumaya vaktimiz kalır. Mesela ben en çok Instagram’ı takip ediyorum ve diğer tüm hesaplarımı Instagram’ a bağladım. Yani bir fotoğraf paylaştığımda o fotoğraf, Facebook, Google+ sayfama, Twitter hesabıma, Tumblr, WordPress, Blogger bloglarıma, Linkedin ve Flickr hesaplarıma otomatik olarak gidiyor. Bu bağlantıların bir kısmı doğrudan Instagram’dan da yapılabilir ama ben ücretsiz IFTTT sitesini kullanıyorum. Instagram’dan bağımsız olarak Twitter’ı ve Facebook sayfalarımı da aktif bir şekilde kullanıyorum. Tüm sosyal ağlarda bir hesabımız olması gerektiğine inanıyorum. Şu anda fazla işimize yaramasa da ileride verimli olarak kullanmaya karar verebiliriz. Çok geç kalındığında ismimizin başkası tarafından alınma ihtimalinden dolayı (henüz olmadıysanız) üye olabileceğiniz ve fotoğraflarınızı paylaşabileceğiniz aşağıdaki ağlara göz atmanızı tavsiye ederim.

The Wink, Gezi | Istanbul | Turkey | 2013

Instagram, 300 milyon aktif kullanıcı

Instagram, cep telefonu olan hemen hemen herkesin dikkatini çekmeyi başardığından, en aktif kullanıcı profiline sahip ağlardan biridir. Fotoğraf merkezli bir uygulama olduğu için fotoğrafçılar arasında da oldukça popülerdir. Instagram’ da önemli fotoğrafçıların çalışmalarına kolayca ulaşabilirsiniz. Instagram filtreleri sayesinde fotoğrafların işlenebilmesi ve uygulamanın fotoğraflardaki bazı kusurların düzeltilmesini sağlaması, profesyonel fotoğrafçıları da cep telefonuyla fotoğraf çekmeye teşvik etmektedir. Her ne kadar bazı filtrelerin daha yoğun kullanılması tek tip fotoğraf görünümünü arttırmış olsa da Instagram, fotoğrafçılar için yeni bir keşif ve uygulama alanı olmayı başarmıştır. Instagram’ın en olumsuz yönü fotoğrafların düşük çözünürlükte depolanmasıdır. Ayrıca, Instagram’la özdeşleşmiş kare formatı bazı fotoğrafçılar için kısıtlayıcı olabilir. Instagram’da başarılı olmak için etiketleri (tag) doğru bir şekilde kullanmalısınız. Bu sayede çalışmalarınızı sizi tanımayan kişilere de ulaştırmayı başarabilirsiniz. Instagram pek çok kullanıcı için görsel bir günlük olarak kullanılmaktadır. Siz de sadece profesyonel fotoğraflarınızı değil, önemli anlarınızı da gerçek zamanlı olarak takipçilerinizle paylaşabilirsiniz.

Facebook, 1 milyar 415 milyon kullanıcı

Sosyal ağlar içinde en geniş kullanıcı sayısı ile öne çıkan Facebook‘ u profesyonel olarak değerlendirmeyi ihmal etmeyin. Kişisel hesabınıza ek olarak bir fotoğrafçı sayfası açarak işe başlayabilirsiniz. Sayfanızı takip edenlerle diyalog kurarak, paylaşımlarınızda sorular sorarak ve yorumlar yazarak ağınızı yavaş yavaş genişletebilirsiniz. Kullanıcıların çok çeşitli olması, sadece fotoğrafa odaklanmış olmaması, fotoğraf sıkıştırma kalitesinin düşük olması Facebook’un olumsuz yönlerinden ancak özellikle portre, düğün ve doğum gibi alanlarda yerel olarak hizmet veren fotoğrafçılar için oldukça kullanışlıdır. Fotoğrafları setler halinde değil tek tek yollamak fotoğrafların görünürlüğünü arttırır. Beğendiğiniz bağlantıları, varsa web sayfa güncellemelerinizi de paylaşarak Facebook’u etkin bir şekilde kullanabilirsiniz.

Twitter, 288 milyon kullanıcı

Twitter, en güncel bilgiye ulaşabileceğiniz büyük bir sosyal ağdır. Bu fotoğrafçılık açısından çok önemli görünmeyebilir ama çok fazla kişinin aktif bir şekilde takip ettiği Twitter’ı önemli fotoğrafçıların çalışmalarını, fotoğrafçılık hakkında bilgi veren sitelerdeki güncellemeleri tek merkezden takip etmek için kullanabilirsiniz. Twitter’la ilgili en büyük sıkıntı haber akışının çok hızlı olması ve çok fazla bilginin filtrelenmeden karşımıza çıkmasıdır. Bu karmaşayı ortadan kaldırmak için gerekli düzeni ve iletişim kurabileceğiniz çevreyi oluşturmak size düşüyor. Bunun için listeleri kullanabilirsiniz. Twitter etiketleri (hashtag) de hem ilgilendiğiniz konuları bulmak hem de fotoğraflarınızın keşfedilmesini sağlamak için önemlidir.

Google +, 300 milyon kullanıcı

Google ile bağlantılı tüm hizmetleri bir araya getiren Google+‘ dan nasıl faydalanabileceğinizi keşfetmek ve verimli kullanmak biraz zaman alabilir. Ancak paylaşımlarınızın Google arama motorundaki sıralamanızı yükseltmesi, halihazırdaki fotoğraf grupları ve Google Hangout hizmetiyle çevremizdeki kişilerle sohbeti kolaylaştırması, onu takip edilmesi gereken ağlardan biri haline getiriyor.

Flickr, 92 milyon kullanıcı

Flickr, tamamıyla fotoğraf paylaşımı üzerine odaklanmış bir ağ. Bu sebeple beğendiğiniz tarzlara sahip fotoğrafçıları Flickr’da keşfetmek kolaydır. Özellikle gruplar, bilgi paylaşımı açısından oldukça etkilidir. Arayüz olarak biraz eskimiş olsa da kaliteli fotoğraf sıkıştırma özelliği, baskı satışlarına imkan vermesi ve Getty’ nin bazı fotoğrafları lisanslaması, olumlu yönlerinden.

500px, 50 milyon fotoğraf

500px, işleyiş açısından Flickr’a çok benzemektedir ancak topluluktaki fotoğrafçıların çok yetkin olması ve paylaşılan fotoğrafların kalitesi onu diğer sitelerden ayırmaktadır. İlham veren sanatçılarla ve bakmaya doyamayacağınız fotoğraflarla dolu olan bu ağa mutlaka göz atmalısınız.

Youtube, 1 milyar kullanıcı

Hepimizin video paylaşım sitesi olarak kullandığı Youtube, fotoğrafçılar için de fotoğraf hakkındaki bilgilerini paylaşabileceği ya da kamera arkası görüntüleri yayınlayabileceği faydalı bir ortam sunuyor. Kamera önünde olmak istemezseniz, dış ses ve fotoğraflarınızı kullanarak da videolar hazırlayabilirsiniz. Google’a ait olduğu için en büyük avantajı, arama sonuçlarında öne çıkmak olacaktır.

 

Pinterest, 70 milyon kullanıcı

Fotoğraf merkezli bu sosyal ağ, sanal duvarınıza internette beğendiğiniz fotoğrafları toplama mantığıyla çalışıyor. Türk kullanıcılar arasında çok yaygın olduğu söylenemez ve anlaşılmadık bir şekilde yoğun kadın popülasyonuna sahip. Belki de bu yoğunluktan dolayı en çok dekorasyon, el işleri ile ilgili fotoğraflar yayınlanıyor. Doğum, portre ve düğün fotoğrafçılarının da çalışmalarına sıklıkla rastlayabileceğiniz sosyal ağda fotoğrafçılıkla ilgili bilgi paylaşımlarından da faydalanabilirsiniz.

Linkedin, 347 milyon kullanıcı

İş hayatına yönelik kurulmuş Linkedin, çevrim içi özgeçmiş alanı gibi düşünülebilir. Sadece Türkiye değil dünyadaki tüm şirketlere kolayca ulaşmanızı sağlayan sistemde profesyonel çevrenizi genişletme fırsatına sahipsiniz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: